"Göçmen kuşların kanı çabuk kaynardı birbirine. Şayet herkes her daim seferi olsaydı, belki de dünyada hiç savaş olmazdı."
Keşke herkes her daim seferi olsaydı diyelim.
Belki her daim seferi olup savaşların yaşanmasını önleyemedik, geç kaldık, ama hala önüne geçebileceğimiz şeyler var. Kişisel ataleti yenmek, cehalete dur demek, kibirden kurtulmak ve en önemlisi yapmak istemeyip de yapmak zorunda hissettiğimiz her şeyi yapmaktan vazgeçmek... Bu konu hakkında sabaha kadar oturup yazabilirim ama konumuz bu değil. Bu küçük bir önerme ya da hatırlatma olarak burada kalsın, biz konumuza dönelim.
Hem filbaz, hem mimar kalfası olan Cihan ve Ustasının hikayesi, Filleri çok sevdiğim için uzun zamandır okumak istediğim kitaplardan biriydi. Ama siz filleri sevmeseniz bile okuyun. Okudukça sevecek bir şeyler bulursunuz çünkü :)
16. yüzyıl İstanbul'u; Saraylar, sultanlar, ustalar, çıraklar, ameleler...hırslar, tutkular, kara büyüler ve buram buram tarih... Elif Şafak. --Eğer hala okumadıysanız, bu kitap (Ustam ve Ben) olmasa bile herhangi bir Elif Şafak kitabı alın ve okuyun lütfen.-- Elif Şafak yine tarihte iz bırakan birini seçmiş kitabına konu edinmek için. Bu tarz yazan Türk yazarları görmek beni gerçekten sevindiriyor; hem üsluplarıyla hem de işledikleri karakterlerle fark yaratıyorlar. Tarihi kişiliklerin yıllarca tarih ya da edebiyat derslerinde dinlediğiniz hikayelerini zihninizin derinliklerinde rafa kaldırın. Tarihi bir roman alın ve yıllarca ders diye sıkılarak dinlediğimiz o büyük isimlerin hikayelerini nasıl saygı duyarak, gıpta ederek okuduğunuzu farkedin.
Biraz reklamını yapar gibi olacak ama, kitabın şurası şöyle kötüydü, şurasında sıkıldım, burasını beğenmedim diyebileceğim bir yer olmadı. Zaten bir Elif Şafak hayranı olarak eleştirecek bir şey bulamıyorum. Tek söyleyebileceğim hala okumadıysanız kendinize bir iyilik yapıp okumanız gerektiğidir. Bide Ustam ve Ben'i okuyacaksanız eğer aşağıya görselini koyduğum Filin Yolculuğu'nu da okumanızı öneririm. Ben aylar önce alıp okumuştum, Ustam ve Ben'in sonunda yazarın notunu görünce de, iyi ki okumuşum, dedim.
Kitabın baş karakteri olan Cihan, sanırım en sevdiğim karakter oldu. Çocukluğundan ihtiyar bir adam olana kadar işlemiş Elif Şafak Cihan'ı. Ama Cihan 50 yaşına geldiğinde bile nedense küçük bir çocuk ya da genç bir delikanlı gibi canlandı gözlerimin önünde. Öylesine içten, masum ve samimi.
Siz de kitabı okuduysanız veya okursanız, görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmında benimle paylaşabilirsiniz. Zamanınızı ayırıp bu yazıyı okuduğunuz için teşekkür ederim,
Filbazın da dediği gibi:
Öğrenme aşkıyla geçti ömrümüz, aşkı öğrenemesek de...


Geçmiş zaman güzeldi,saraylar,atlar,krallar,prensler ve filler her ne kadar geçmişte kalsada... ☺
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSil🆒💯🐘🐘🐘
YanıtlaSil🆒💯🐘🐘🐘
YanıtlaSil